Bayramlık

Zaman değişiyor…
İnsan büyüyor…
Bazı gelenekler eski yoğunluğunu kaybediyor belki.
Ama çocukluk anılarının bıraktığı his hiçbir yere gitmiyor.
Küçükken kırmızı rugan ayakkabılarım vardı.
Sadece bayram sabahları giydiğim…
Yürürken çıkardığı sesi çok severdim.
Sanki büyümüşüm gibi hissederdim.
Bayramdan bir gece önce kıyafetlerim yatağın kenarına hazırlanır, ben heyecandan kolay kolay uyuyamazdım.
Sabah erkenden kalkılırdı.
Annem mutfakta olurdu, evin içinde kolonya kokusu dolaşırdı.
Sonra o klasik cümle gelirdi:
“Hadi hazırlan, büyüklerin elleri öpülecek.”
Kapı kapı dolaşıp şeker topladığımız o günlerde aslında sadece bayram yaşamıyormuşuz…
Fark etmeden değer biriktiriyormuşuz.
Saygıyı, vefayı, paylaşmayı, hatırlamayı…
Bugün yıllardır İnsan Kaynakları alanında çalışan biri olarak düşünüyorum da…
Aslında iş hayatında en çok eksikliğini hissettiğimiz şeylerin çoğunu çocukken bayram sofralarında öğrenmişiz.
Birini dikkatle dinlemeyi…
İnsan ayırmamayı…
Hal hatır sormayı…
Kırmadan konuşmayı…
Ve en önemlisi; insana “insan” gibi davranmayı…
CV’lerde yazmıyor bunlar.
Ama bir insanın karakterini en çok bu detaylar belirliyor.
Şimdi ise bambaşka bir çağın içindeyiz.
Yapay zekâyı konuşuyoruz.
Dijital dönüşümü konuşuyoruz.
Mesleklerin değişimini, otomasyonu, veri çağını konuşuyoruz.
Belki çok yakında birçok işi makineler yapacak.
Belki işe alım süreçlerini algoritmalar yönetecek.
Ama inanıyorum ki hiçbir teknoloji;
bir çocuğun bayram sabahı duyduğu heyecanın,
bir büyüğün elini öperken hissettiği saygının,
ya da içten bir “Nasılsın?” sorusunun yerini alamayacak.
Çünkü teknoloji gelişse de insan ruhunun ihtiyaçları değişmiyor.
Hâlâ anlaşılmak istiyoruz.
Hâlâ değer görmek istiyoruz.
Hâlâ hatırlanmak istiyoruz.
Belki geleceğin en değerli yetkinliği de tam olarak bu olacak:
İnsan kalabilmek.
Bu Kurban Bayramı’nın;
kalplerimizi yakınlaştırmasını,
kırgınlıkları azaltmasını,
umutlarımızı tazelemesini diliyorum.
Sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve bereket dolu nice bayramlara…
Bensu ERTÜRK/27.05.2026
